<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Yazılar on diaspora yazıları</title>
    <link>/blog/</link>
    <description>Recent content in Yazılar on diaspora yazıları</description>
    <generator>Hugo -- gohugo.io</generator>
    <language>tr</language>
    <copyright>(c) diaspora yazıları</copyright>
    <lastBuildDate>Thu, 15 May 2025 00:00:00 +0000</lastBuildDate>
    <atom:link href="/blog/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <item>
      <title>Çerkesçe ve Yapay Zeka</title>
      <link>/blog/taymaz-cerkesce-ve-yapay-zeka/</link>
      <pubDate>Thu, 15 May 2025 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/taymaz-cerkesce-ve-yapay-zeka/</guid>
      <description>Yapay zekadaki gelişmeler sonucu farklı diller arasında tercüme yapabilen programlar yaygınlaşıyor. Şu anda çok başarılı olmasa da konunun ne olduğunu yansıtacak ölçüde Adığece ve Abazaca tercüme yapabilen programlar var. Yapay zeka azınlıklık dillerin korunması ve yaşatılması açısından çok büyük fırsatlar sunuyor. Bu programlar eğitilmeleri için daha fazla malzeme sağlandıkça ve daha fazla kullanıldıkça çok daha iyi olacaklar.&#xA;Bu programların eğitilmesi için hangi kaynaklar kullanılıyor? Bu programların daha iyi olması için ne yapabiliriz?</description>
    </item>
    <item>
      <title>Dünyada Kaç Tane Adığece Kitap Var?</title>
      <link>/blog/taymaz-adigece-kitap/</link>
      <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/taymaz-adigece-kitap/</guid>
      <description>Bu soruyu cevaplamak oldukça zor. Bersey Wumar’ın (Бэрсей Умар) 14 Mart 1853’de yayımladığı Adığe Alfabesi’nden sonra belki binlerce kitap basılmıştır fakat bunların bir kısmı günümüze ulaşmamış olabilir. Bu nedenle ancak kütüphanelerde yer alan kitaplar için bir şey söyleyebiliriz.&#xA;Önce Adığey Cumhuriyeti’ne bakalım. Adığey Bölgesel Yürütme Komitesi’nin 8 Mayıs 1928 tarihli kararıyla Maykop’ta Adığey Yayınevi kuruldu.1 Yayınevinin amacı okuryazar oranını arttırmak ve Adığece yayın yapmaktı. İlk yıllarında özellikle tarımsal üretimi ilişkin teknik kitaplar ile Adığeceye tercüme edilen edebi eserler yayımlandı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Gazze’de Soykırım</title>
      <link>/blog/gazze_de_soykirim/</link>
      <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/gazze_de_soykirim/</guid>
      <description>Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail&amp;rsquo;in Gazze&amp;rsquo;de Filistinlilere yönelik soykırım uyguladığı iddiası ile Uluslararası Adalet Divanı&amp;rsquo;na başvurdu. Başvuruya ilişkin ilk görüşmenin 11 Ocak Perşembe günü yapılması bekleniyor. Çerkeslerin özellikle dikkatini çekmesi gereken Uluslararası Adalet Divanı&amp;rsquo;ndanki bu soykırım davasına ilişkin olarak Şikago Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Profesör John J. Mearsheimer&amp;rsquo;ın yazısını sunuyoruz. Profesör Mearsheimer, uluslararası ilişkiler alanındaki en önemli uzmanlardan biri olarak kabul edilmektedir.&#xA;Devam etmekte olan Gazze Savaşı ile ilgilenen herkes tarafından dikkatle okunması ve yaygın olarak paylaşılması gereken gerçekten önemli bir belgeye dikkat çekmek için yazıyorum.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Düşlerimizi ve Şarkılarımızı Geri İstiyoruz</title>
      <link>/blog/diaspora-yazilari-duslerimizi-ve-sarkilarimizi-geri-istiyoruz/</link>
      <pubDate>Sun, 01 Oct 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/diaspora-yazilari-duslerimizi-ve-sarkilarimizi-geri-istiyoruz/</guid>
      <description>Önsöz uzaklara, çok uzaklara gideceğim&#xA;az sonra dönecekmiş gibi&#xA;diyor Sezai Babakuş, Moskova’da 1999 yılında yazdığı bir şiirinin sonunda. Söylediğini yapıp çok uzaklara gitmiş olsa da, dokunduğu hayatları, iş edindiği, uğraştığı sorunları etkileme, değiştirme, iyileştirme gücüne sahip insanlardan biri olarak iz bıraktı belleklerimizde. Bir de bilerek ve isteyerek hep genç bir delikanlı olarak kalabilenlerdendi her anlamda. O’nun ardında bıraktığı, hemen her konuda kaleme aldığı yazın hazinesinden makaleleri, anıları, gezi yazıları ve şiirlerini okudukça da hep “az sonra dönecekmiş gibi” bir duygu uyanıyor biz dostlarının içinde.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Marje Deneyimi Üzerine Düşünmek</title>
      <link>/blog/ozbek-marje-deneyimi/</link>
      <pubDate>Fri, 01 Sep 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/ozbek-marje-deneyimi/</guid>
      <description>&amp;ldquo;Çerkesya&amp;rdquo; Edebiyat Değil, Evlatlarını İstiyor: Marje dergisi bu spot ile 1992&amp;rsquo;de yayın hayatına başladı. Cumhuriyet döneminde Türkçe-Çerkesçe dergi olarak tescil edilen ilk yayın olan Marje&amp;rsquo;nin sahibi Sönmez Baykan&amp;rsquo;dı. Türkiye Çerkesleri açısında pek çok ilkleri gerçekleştiren Marje&amp;rsquo;nin yazı işleri müdürü Mustafa Aziz Özbek ile Marje deneyimi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.&#xA;Marje deneyimi üzerine düşünürken tüm hayatı boyunca halkının haklarını savunan Guser Sönmez Baykan&amp;rsquo;ı sevgi ve özlemle anıyoruz.&#xA;İlk sayısından son sayısına Marje dergisinin Yazı İşleri Müdürlüğünü yürüttünüz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Seçimler ve Çerkesler</title>
      <link>/blog/taymaz-secimler-ve-cerkesler/</link>
      <pubDate>Tue, 18 Apr 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/taymaz-secimler-ve-cerkesler/</guid>
      <description>Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli seçimlerinden birine, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine bir aydan az kaldı. Seçim süreci bugüne kadar nispeten sakin geçti. Çerkes toplumu ve STK’ları da uzunca bir süre sessiz kaldı fakat iki Çerkes adayın kesinleşmesi ile Çerkeslerin sorunları ve siyasi temsili konusu (yeniden) gündeme gelmeye başladı.&#xA;Bu seçimler Türkiye Çerkesleri açısından belki de bir ilk. İlk kez TBMM’de temsil edilen bir partinin adayı “Çerkeslerin sorunlarını dile getirmek ve Çerkes kimliğini yeniden örgütleyebilmek için” aday olduğunu açıklıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Gülüşüm, Bakışım, Umudum Size</title>
      <link>/blog/diaspora-yazilari-gulusum-bakisim-umudum-size/</link>
      <pubDate>Sat, 01 Apr 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/diaspora-yazilari-gulusum-bakisim-umudum-size/</guid>
      <description>Önsöz Papba Sezai Babakuş, 78 kuşağının değerli Çerkes aydınlarından biriydi. Ondan söz ederken, geçmiş zaman fiili kullanmak biz önsöz yazarları için çok zor. Bu yüzden aşağıdakileri yazarken o hem çok uzağımızda, hem çok yakınımıza olacak.&#xA;&amp;hellip;&#xA;Sezai, 27 Mayıs ile köyünde, henüz bir yaşına girmeden karşılaşır, 12 Mart muhtırası verildiğinde ise Hendek’tedir. Daha iyi bir gelecek ve eğitim için ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınırlar. Gazetecilik eğitimi almaya başlar, üniversitede öğrenciyken Türkiye İşçi Partisi’ne katılır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ukrayna Savaşının Ortadoğu Üzerindeki Etkileri</title>
      <link>/blog/kurmel-ukrayna-savasinin-ortadogu-uzerindeki-etkileri/</link>
      <pubDate>Sun, 15 Jan 2023 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/kurmel-ukrayna-savasinin-ortadogu-uzerindeki-etkileri/</guid>
      <description>Giriş Ukrayna’nın işgali ilk yılını doldururken, krizin Ortadoğu ülkeleri üzerindeki etkisinin –ekonomik, diplomatik ve askeri olmak üzere– çok-boyutlu bir manzara sergilediğini söyleyebiliriz. Krizin ilk ve en önemli boyutu ekonomiktir. Savaşın uzamasına bağlı olarak daha da artması beklenen tahıl ve petrol fiyatlarının, bölgenin kırılgan ekonomisi ve toplumsal yapısı üzerinde yıkıcı bir etki yapması kaçınılmaz görünüyor.&#xA;Bazı Ortadoğu ülkelerinin gıda ve petrol alanlarında dışa bağımlı olmaları, ekonomik şoku daha fazla hissetmelerine yol açıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Bunu Hiç Unutma</title>
      <link>/blog/diaspora-yazilari-bunu-hic-unutma/</link>
      <pubDate>Wed, 14 Dec 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/diaspora-yazilari-bunu-hic-unutma/</guid>
      <description>İstanbul&amp;rsquo;da sessiz sedasız bir sergi gerçekleşiyor: Bunu Hiç Unutma.&#xA;Unutulması mümkün olmayan acıların yaşandığı bir ülkeden, Abhazya&amp;rsquo;dan. 14 Aralık 1992 Lata Trajedisi&amp;rsquo;nin 30. yıldönümüne denk gelen sergi savaşa karşı bir çağrı niteliğinde.&#xA;Bunu Hiç Unutma dört eserden oluşuyor.&#xA;İlk eser, Anton Ochirov&amp;rsquo;un Ağaçların Görmesi (2022) kaide üstünde pleksiye işlenmiş şiir çalışmalarından oluşuyor. Ochirov&amp;rsquo;un şiirleri, Sohum ve Gudauta&amp;rsquo;ya ek olarak Mariupol, Kabil, Hankendi/Stepanakert, Ramallah ve İstanbul&amp;rsquo;dan da sesleniyor.&#xA;İkinci eser, etkinliğe de ismini veren, Rob Godman&amp;rsquo;ın ses tasarımı ile Sam Jury&amp;rsquo;nin çok kanallı video yerleştirmesi: Bunu Hiç Unutma (2022).</description>
    </item>
    <item>
      <title>Mebus: Bir Serez Fedaisinin Romanı</title>
      <link>/blog/buyukyildiz-mebus/</link>
      <pubDate>Thu, 01 Dec 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/buyukyildiz-mebus/</guid>
      <description>Feridun Büyükyıldız’ın ilk romanı “Mebus: Bir Serez Fedaisinin Romanı” İnkılap Kitabevi tarafından yayımlandı. Roman, Fatma Medeniye’nin 14 yaşında İstanbul’da yaşayan Hint Hıdivi ile evlenmesiyle başlıyor ve Cumhuriyeti’in ilk yıllarında yaşanan bir cinayet etrafında dönemi anlatıyor. Sayın Feridun Büyükyıldız ile Mebus’u konuştuk.&#xA;Romanın kahramanlarından biri, esere ismini de veren mebus Recep Zühtü Soyak. Recep Zühtü’yü ilk ne zaman, nerede tanıdınız? Niçin onun hayatını konu alan bir roman yazmaya karar verdiniz? “Roza’nın vasiyetini yerine getirdiniz” diyebilir miyiz?</description>
    </item>
    <item>
      <title>Çerkeslerin 21. Yüzyıl Perspektifinden Gelecekleri Üzerine</title>
      <link>/blog/bjedug-cerkeslerin-21yuzyil-perspektifinden-gelecekleri-uzerine/</link>
      <pubDate>Sun, 20 Nov 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/bjedug-cerkeslerin-21yuzyil-perspektifinden-gelecekleri-uzerine/</guid>
      <description>1864 yılında kesin bir yenilgiyle biten uzun, tahribatı her manada korkunç olan savaşın sonrasında, yani, Rus Çarlık ordusunun, asgari savaş etik kurallarını bile hiçe sayarak soykırımı hedefleyen katliamın akabinde Kuzey Kafkasya&amp;rsquo;nın yerli halkı Çerkesler o zamanki Osmanlı imparatorluğuna sürgün edildiler. İnsanlık dışı koşulların ağırlığı ve dayanılmazlığı yüzünden sürgün yollarında da tüyler ürpertici bir telefat yaşadılar.&#xA;Savaş yorgunu bu halk getirildikleri imparatorluk sınırları içerisinde iradeleri dışında dayatılan, gösterilen lokasyonlarda, bölgelerde yokluk ve yoksunluk içinde iskana mecbur bırakıldılar.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Mayıs’a, Nisan’a, Hâlden Anlamaya Dair</title>
      <link>/blog/koroglu-mayis-nisana/</link>
      <pubDate>Sun, 22 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/koroglu-mayis-nisana/</guid>
      <description>Bugün 23 Mayıs Pazartesi. Ben bu yazıyı yazarken 21 Mayıs Cumartesi gecesiydi. 21 Mayıs 2022. Bir melez olarak sahip olduğum etnik kimliklerimden ikisinden birinin soykırım yolculuğunun 158. yıldönümü…&#xA;Kuzey Kafkasyalı Çerkeslerin yüzyıl direndikleri Çarlık ordusuna 1864’te yenildikleri, kadim vatanlarından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına sürgün edilirken Karadeniz’de onları taşıyan derme çatma teknelerde açlık ve hastalıkla ölerek balıklara yem oldukları, çıktıkları topraklarda ölmeye devam ettikleri ve imparatorluk coğrafyasında onlara her gösterilen yere yerleşmek zorunda kalarak Rumeli’den Filistin’e kadar dağıldıkları, kendi dil ve kültürlerine dayalı özgür, bağımsız ulus-devlet yapısını kurmaktan belki sonsuza kadar mahrum bırakıldıkları simge tarihin yıldönümü…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Papba Sezai Babakuş</title>
      <link>/blog/diaspora-yazilari-papba-sezai-babakus/</link>
      <pubDate>Sat, 21 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/diaspora-yazilari-papba-sezai-babakus/</guid>
      <description>31 Ekim 1959&amp;rsquo;da Hendek&amp;rsquo;in Kalayık köyünde doğdu. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. 1978’de kurucusu olduğu İstanbul Kültür ve Sanat Ajansı’nda (İKSA) başlayan basın meslek yaşamı, sırasıyla Türk Haberler Ajansı (THA), Dünya Gazetesi, Rapor Gazetesi, Ekonomide Diyalog Dergisi ve Hürriyet Gazetesi’nde gazeteci ve yönetici olarak devam etti.&#xA;1983’te Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), 1988’de de Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği TÜSİAD tarafından “Yılın Gazetecisi” seçildi. “Ekonomik Durgunluk ve İflaslar” ve “1983’ten 1984’e Türkiye Ekonomisi” adlı araştırmaları kitap olarak basıldı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Çerkeslerin Geleceği Üzerine Düşünmek</title>
      <link>/blog/diaspora-yazilari-cerkesler-gelecek/</link>
      <pubDate>Fri, 20 May 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/diaspora-yazilari-cerkesler-gelecek/</guid>
      <description>Çerkeslerin 21. yüzyıldaki sorunları ve geleceği üzerine odaklanan iki kitaplık derlemenin bu cildi, Türkiye Çerkeslerinin varoluş sorunlarının, mevcut popülist otoriterleşme eğilimindeki siyasetin sınırlarını aşarak demokrasi mücadelesiyle eklemlenmesinin gerekliliği ve koşulları üzerine bir düşünme çabasını içeriyor.&#xA;Kitapta demokratik mücadelenin özneleri olarak kültürel kimlikler, eşit vatandaşlık ve çoğul Çerkeslikler kavramları tartışılarak, radikal demokratik açılımlar için toplumsalın nasıl yeniden inşa edilebileceği tartışılıyor. Çerkeslerin gelecek güzergahı olarak “nasıl bir demokrasi mücadelesi olmalı” sorusuna cevap aranıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Herkes İleri Demokrasiden Payına Düşeni Alsın ama Çerkesler de Unutulmasın</title>
      <link>/blog/jineps-cerkeslerin-21-yuzyili/</link>
      <pubDate>Tue, 01 Mar 2022 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/jineps-cerkeslerin-21-yuzyili/</guid>
      <description>“Çerkeslerin 21. Yüzyılı” kitaplarının ilki raflarda yerini aldı; “Kimlik, Anayurt ve Siyaset”. İkinci kitap “Kültür, Toplum ve Gelecek”, Jineps mart sayısı yayımda iken raflarda yerini alabilir. Derleyenler Sevda Alankuş ve Merih C. Taymaz ile böyle bir çalışmaya neden gerek duyulduğu ve Çerkeslerin yakın geleceğine dair bir söyleşi yaptık.&#xA;Çalışmanın mutfak tarafını bize anlatır mısınız? Neden gerek görüldü, ilk görüşmeleriniz, değerlendirmeleriniz, olduysa tartışmalarınız… İlk kitapta 23 isim var, akademisyenler ve aktivistler.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#39;Çerkeslerin 21. Yüzyılı&#39; Kitaplarımızın Kapak Görseli Öyküsü</title>
      <link>/blog/alankus-cerkeslerin-21-yuzyili/</link>
      <pubDate>Wed, 01 Dec 2021 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-cerkeslerin-21-yuzyili/</guid>
      <description>&amp;ldquo;Çerkeslerin 21. Yüzyılı: Kimlik, Anayurt, Siyaset&amp;rdquo; (çıktı) ile Ocak ayında basılacak &amp;ldquo;Çerkeslerin 21. Yüzyılı: Kültür, Toplum ve Gelecek&amp;rdquo; kitaplarımız için kapaklara karar verirken epey zorlandık.&#xA;Bizler -bugünümüz ve geleceğimiz- üzerine olan bu kitapların kapaklarında -yapılan o kadar katkıyı daha da değerli kılacak- ama kendisi de bizzat bir değer nasıl bir görsel kullanmalıydık?&#xA;Artık klasikleşmiş şekilde anayurt coğrafyası mı, geleneksel giysiler içinde kadın ve erkek figürleri mi? Diaspora sanatçılarının çalışmaları mı? Anayurtlardan sanatçıların çalışmaları mı ya da Nart efsanelerini simgeleyen çalışmalar mi kullanmalıydık?</description>
    </item>
    <item>
      <title>Çerkeslerin 21. Yüzyılı</title>
      <link>/blog/diaspora-yazilari-cerkeslerin-21-yuzyili/</link>
      <pubDate>Tue, 16 Nov 2021 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/diaspora-yazilari-cerkeslerin-21-yuzyili/</guid>
      <description>Elinizdeki kitapta yer alan çalışmalar tarihsel perspektifi ihmal etmeden son dönem Çerkes sosyolojisini, kültürünü, politikalarını ve gelecek yönelimlerini konu ediniyor. Kitabın kaygısının yakın gelecek olmasının nedeni, bölgemizdeki ve dünyadaki bütün ezilen sınıfların, halkların, etnik grupların, dışlanan sosyal kesimlerin ve mültecilerin kaygılarının da aynı olmasıdır.&#xA;Kitapta yer alan yazılar zaman zaman tarihe ve Çerkeslerin kült persona non grata’sı Çerkes Ethem’e göndermeler yaparak Çerkeslerin toplumsal tarih içerisinde edindikleri ama pek de tekin olmayan, ikircikli pozisyonlarına ve bu pozisyonun “dışarıdan” nasıl göründüğüne eğiliyor; Çerkeslerin, kendilerine ve dışarıya nasıl baktıklarına ilişkin değerlendirmelerini ve tanıklıklarını paylaşıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de ‘Dönüş’ Düşüncesinin Gelişimi</title>
      <link>/blog/taymaz-donus-dusuncesi/</link>
      <pubDate>Mon, 15 Nov 2021 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/taymaz-donus-dusuncesi/</guid>
      <description>Giriş Çerkesler1 19. yüzyılda Kuzey Kafkasya’nın işgal edilmesi ile anayurtlarından sürgün edilerek dönemin Osmanlı topraklarına yerleştirildi. Osmanlı topraklarına yerleşim ile birlikte anayurda dönüş isteği ve teşebbüsleri gözlendi. Chochiev’in bu kitapta yer alan makalesinde de kapsamlı olarak anlatılan bu çabalar Rusya ve Osmanlı imparatorluklarının engelleri ile karşılaştı2. II. Meşrutiyet’ten sonra İstanbul’da kurulan Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti’nde bir araya gelen Çerkes aydınları da aktif şekilde dönüş düşüncesini destekledi ve Osmanlı topraklarına yapılacak yeni göçlere karşı çıktı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs’ta Dünya Gündemi</title>
      <link>/blog/taymaz-21-mayis-ta-dunya-gundemi/</link>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/taymaz-21-mayis-ta-dunya-gundemi/</guid>
      <description>Çerkes Soykırımı ve Sürgünü&amp;rsquo;nde hayatını kaybedenlerin anısına saygıyla&amp;hellip;&#xA;Giriş 156.yılında 21 Mayıs ile ilgili pek çok etkinlik gerçekleştiriliyor. Covid-19 salgınından dolayı bu yıl etkinliklerin büyük bir kısmı sosyal medya üzerinden düzenleniyor. Bu doğrultuda yeni teknolojilerin sunduğu olanaklar başarılı bir şekilde kullanılıyor.&#xA;21 Mayıs’larda Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün anılması ve tanıtılması için çalışılmalar yapılması son derece önemli. Aynı zamanda geleceğe bakılması, geleceğe yönelik çıkarımların da yapılması gerekiyor. Geleceğe yönelik çıkarımları yaparken, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün yaşandığı coğrafyayı, Kafkasya’yı, dünyadan izole bir bölge olarak düşünmemek gerekli.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs: Geçmişin Gerçekleri, Geleceğin Olasılıkları...</title>
      <link>/blog/babakus-21-mayis-gecmisin-gercekleri/</link>
      <pubDate>Sat, 16 May 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-21-mayis-gecmisin-gercekleri/</guid>
      <description>Geçmişin gerçekleri geleceğin olasılıklarını belirler. Geçmişi ne kadar iyi bilirseniz, ne kadar iyi anlar ve ne kadar doğru tanımlarsanız gelecek kurgunuzu da o kadar iyi ve doğru yaparsınız. Bu yüzden, 21 Mayıs’la simgelenen savaş ve sürgünle bütünleşik tarihin nasıl ve ne kadar bilindiği, nasıl algılandığı ve nasıl anlamlandırıldığı hayati derecede önem taşır.&#xA;Karadeniz’den Hazar Denizi’ne uzanan Kuzey Kafkasya coğrafyasının tümünü kapsamış, burada yaşayan halkların hemen tamamını içine almış uzun bir savaşın (savaşlar silsilesinin), ağır bir yenilginin ve etkisi kuşaklar boyu sürecek bir sürgünün tarihinden söz ediyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya’nın Seçimi ve Diasporanın Oy Hakkı</title>
      <link>/blog/diasporanin-oy-hakk%C4%B1/</link>
      <pubDate>Sun, 01 Mar 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/diasporanin-oy-hakk%C4%B1/</guid>
      <description>1. Abhazya’nın Seçimi Abhazya devlet başkanlığı seçimlerinde Abhazya dışında yaşayan vatandaşlar da seçme hakkına sahip. Türkiye’deki Abhazya vatandaşları ilk kez 24 Ağustos 2014’de yapılan seçimlerde İstanbul’da açılan sandıkta oy kullanabilmişti. 25 Ağustos 2019’da yapılan son seçimde ise Türkiye’de sandık açılamadı. Seçim sürecinde İstanbul’da sandık açılacağı Abhazya Merkezi Seçim Kurulu (MSK) tarafından açıklanmıştı, fakat seçimlerden birkaç gün önce yapılan açıklamada, Abhazya’nın Türkiye’deki temsilciliğinin seçim yerini değiştirmek için başvurduğu, fakat yasaya göre seçimlerden önceki bir ay içerisinde seçim yerinin değiştirilemeyeceği belirtildi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>21 Mayıs Bilgisi ve Bilinci</title>
      <link>/blog/taymaz-21-mayis-bilgisi-ve-bilinci/</link>
      <pubDate>Wed, 15 May 2019 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/taymaz-21-mayis-bilgisi-ve-bilinci/</guid>
      <description>biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde&amp;hellip;&#xA;Pablo Neruda&#xA;21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün tarihi. 21 Mayıs, dili, kültürü ve kimliğinin geleceği konusunda kaygı duyan hemen her Çerkes için Çerkes tarihinin en önemli günlerinden biri.&#xA;21 Mayıs’ın günümüzde bu kadar önemli bir yere sahip olmasına karşın, “21 Mayıs” tarihini ilk kez ne zaman öğrendiğimizi ve bir 21 Mayıs etkinliğine ilk kez ne zaman katıldığımızı düşünecek olursak, aslında 21 Mayıs’ın toplumsal hafızamızda uzun bir süredir yer almadığını da göreceğiz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>2014: Kurgular ve Gerçekler...</title>
      <link>/blog/babakus-2014-kurgular-gercekler/</link>
      <pubDate>Thu, 01 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-2014-kurgular-gercekler/</guid>
      <description>Kurgu boşa çıktı, Kafkasya ve Kafkas halkları 2014’ü kazasız-belasız atlattı. Kurgu tutsaydı, muhtemelen Kafkasya, şu günlerde, Batı ile Rusya arasında yaşanan yeni soğuk savaşın yegane sıcak hattı olacaktı. Neyse ki tutmadı…&#xA;Neydi kurgu? Sürgünün 150.yılıydı. Üstüne üstlük, Rusya, sürgünle özdeşik Soçi/Kbaada’da kış olimpiyatları düzenliyordu. Velhasılı 2014, Kafkas (ya da Çerkes) intifadası için biçilmiş yıldı. Durumdan vazife çıkaran Amerikalı (biraz da Avrupalı) sivil-askeri kurmaylar Tiflis karargahında toplanıp planlar hazırlamışlardı. Ne zaman? Gürcistan’ın G.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sanaldan Gerçeğe, Hamasetten Eyleme...</title>
      <link>/blog/babakus-sanaldan-gercege/</link>
      <pubDate>Thu, 01 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-sanaldan-gercege/</guid>
      <description>Ne kadar söz varsa düne ait&#xA;Dünle beraber gitti cancağızım&#xA;Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.&#xA;Mevlana&#xA;Gelmişini-geçmişini bilmeyenin dünyası&#xA;şimdi gördüğü kadardır.&#xA;Neşat Ertaş&#xA;Bugünü anlamak… Toplumumuzun bugünkü durumunu pekçok açıdan değerlendirebilir ve tanımlar çıkarabiliriz. Ben şöyle görüyorum: Geçmiş, şimdi ve gelecekten oluşan zaman köprüsünün ortasında durmuşuz. Bir geriye-geçmişe bakıyoruz, bir ileriye-geleceğe. Aklımız, yüreğimiz, ayaklarımız bocalıyor. Ne yapacağımıza, nereye gideceğimize karar veremiyoruz. Şaşkınız, telaşlıyız, biraz da çaresiz. Oyalanıyoruz, ağır-aheste…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Karadeniz En Çok “Biz”e [Çerkeslere] Kara...</title>
      <link>/blog/alankus-karadeniz-encok-bize-kara/</link>
      <pubDate>Sun, 17 May 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-karadeniz-encok-bize-kara/</guid>
      <description>21 Mayıs 1864 Çerkeslerin en “kara” günüydü.1 Çünkü yaklaşık 1.5 milyon kadarı anayurtlarını arkada bırakarak, Anadolu başta olmak üzere Osmanlı topraklarında serpiştirilecekleri sürgün coğrafyasına doğu yola çıkarıldıklarında, bu teknelerdekilerin 500 bini ya Karadeniz’in karanlık sularına gömüldü, ya daha karaya varmadan veya vardıkları yerlerde sıtmadan, salgın hastalıklardan hayatını kaybetti. Öyleki, tanıklıklara göre, yıllarca Karadeniz aldığı bedenleri geri vermeye, deniz kuşları da sahile vuran insan saçlarından, sakallarından kendilerine yuva yapmaya devam edecek, diaspora Çerkeslerinin pek çoğuna da yıllarca balık yememeye yemin ettirecekti.</description>
    </item>
    <item>
      <title>İyiye Gidiyoruz...</title>
      <link>/blog/babakus-iyiye-gidiyoruz/</link>
      <pubDate>Fri, 19 Dec 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-iyiye-gidiyoruz/</guid>
      <description>Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun 13-14 Aralık’ta Ankara’da düzenlediği “Sürgünün 150.Yılında Çerkesler: Güncel ve Gelecek” konferansı, her yönüyle çok başarılı geçti. İki gün boyunca zengin bir program içeriği, ilgili ve istekli kalabalık bir dinleyici kitlesi vardı. KAFFED yönetimini ve emeği geçen herkesi kutluyorum.&#xA;Bu konferansın bana söylediklerini ve düşündürdüklerini paylaşmak istiyorum.&#xA;Her toplum gibi bizim de farklı duygu, düşünce, inanca sahip bireylerden oluştuğumuzu, bu yüzden farklı örgütlenmelerin doğal olduğunu, birbirimize tekçi anlayış dayatmak yerine farklılıklara saygılı bir çalışma birliği oluşturmanın doğru yol olduğunu anlamaya başladık.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Önsöz: Geçmişten Geleceğe Çerkesler...</title>
      <link>/blog/alankus-gecmisten-gelecege-cerkesler/</link>
      <pubDate>Mon, 15 Dec 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-gecmisten-gelecege-cerkesler/</guid>
      <description>“Her Adığe Çerkes’tir ancak her Çerkes Adığe değildir. Bugün bile bu olgu güncelliğini korumaktadır.”&#xA;İsmail Berkok1 Giriş Elinizdeki kitap; “Çerkes” üst kimliği altındaki aidiyetlerimizle kim(ler) olduğumuzu, tarihsel kökenlerimizi ve uygarlığa katkılarımızı; ortak kimliğimizi paradoksal biçimde hem kırılmaya uğratan hem de yeniden-kuran ve kurmaya devam eden büyük bir travma olarak “sürgün” ile öncesi ve sonrasını; Nart Epos’unu ve Adığece söylenişiyle Khabze’yi yani kadim ancak “yeniden-icat edilen” kültür ve geleneğimizi; dillerimizi, anavatan ve değişik diaspora coğrafyalarında varlığımızı sürdürmek için geliştirdiğimiz farklı varoluş stratejilerini ve politikaları ile bu süreçlerde karşılaştığımız sorunları; söz konusu sorunların çözümü için sahip olduğumuz olanakları tartışan çalışmalardan oluşuyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Dersi</title>
      <link>/blog/babakus-abhazya-dersi/</link>
      <pubDate>Thu, 05 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazya-dersi/</guid>
      <description>Abhazya’da, mufalefetin parlamentoyu, yönetim merkezlerini ve radyo-televizyon kurumunu işgaliyle başlayan siyasi kriz, erken seçim mutabakatıyla şimdilik yatışmış görünüyor. Krizin çatışmaya dönüşmeden ve kan akmadan atlatılmış olmasını bir teselli vesilesi saysak da, durum, “dünyaya demokrasi dersi veriyoruz” yollu hamasetlerle geçiştiremeyeceğimiz kadar ciddidir ve derinlemesine irdelenmeye muhtaçtır. Abhazya’da olup bitenler hem demokratik hukuk devleti olamamanın, hem de henüz tamamlanmamış olan ekonomik paylaşım savaşının sonuçlarıdır. Bu yönüyle, pekçok ülkede yaşanan ve yaşanmakta olan güç ve iktidar kavgalarının bir benzeridir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sürüldük Ey Tarih, Unutma Bizi...</title>
      <link>/blog/babakus-surulduk-ey-tarih/</link>
      <pubDate>Tue, 20 May 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-surulduk-ey-tarih/</guid>
      <description>Bizim trajik hikayemiz (ya da kaderimiz) imparatorluklar çağının sonlarına doğru yazıldı.&#xA;Her şey, Rusya İmparatorluğu’nun Karadeniz’den Kafkas Dağları’nın doruklarına, oradan da Hazar Denizi’nin kıyılarına uzanan coğrafyamıza göz koyuşuyla başladı.&#xA;Buralar epey zamandır Osmanlı İmparatorluğu’nun nüfuz alanıydı, elde tutulmalıydı. Buralar epey zamandır İngiltere İmparatorluğu’nun stratejik değer atfettiği coğrafyaydı, Rusya’ya kaptırılmamalıydı. Tek isteği kendi yurdunda özgür ve barış içinde yaşamak olan bizlerse, bu üç büyük gücün, bu üç büyük hesabın arasına sıkışıp kalmıştık.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya: ‘Az’dan ‘Çok’ Yaratma Pratiği...</title>
      <link>/blog/babakus-abhazya-az-dan-cok-yaratma/</link>
      <pubDate>Sun, 20 Oct 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazya-az-dan-cok-yaratma/</guid>
      <description>Abhazya&amp;rsquo;da 8 Eylül-8 Ekim (2013) tarihleri arasında, Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz’ün de yer aldığı kalabalık bir heyetle Abhazya’daydık. Zafer ve özgürlük günü kutlamalarına katıldık, devlet yetkilileriyle ve sivil toplum temsilcileriyle görüştük, dostlarla kucaklaştık, gezdik, gördük, gözledik. Yakın tarihini savaşlarla, tehditlerle, baskılarla ve ağır ambargolarla geçirmiş olan bu küçük ülke, son yıllarda heyecan verici bir gelişme içinde. Kıt kaynaklarına (ekonomik, teknik ve işgücü) rağmen olağanüstü bir kalkınma hamlesi başlatmış. Söz yerindeyse,‘az’dan ‘çok’ yaratıyor…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kronolojik Anlatı: Tarihin Aynasında Abhazya</title>
      <link>/blog/babakus-abhazya-kronoloji/</link>
      <pubDate>Tue, 17 Sep 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazya-kronoloji/</guid>
      <description>M.Ö. 5.binyıl&#xA;Abhazların ilk ataları Abeşla’ların bugünkü Abhazya ve çevresinde tarih sahnesine çıkışı.&#xA;3.binyıl&#xA;Abhazların ataları Abasg, Apsil, Sanik ve Misimian’ların bugünkü Abhazya ve çevresinde ayrı topluluklar halinde yaşamaya başlaması.&#xA;2.ve 1.binyıl&#xA;Abasg, Apsil, Sanık ve Misimian’ların bugünkü Abhazya kıyılarında ve yamaçlarında ilk yerleşim merkezlerini oluşturmaya başlaması.&#xA;6.-1. yy&#xA;Pitiund (Pitsunda), Gienos (Novy Afon), Eşera ve Dioskuria (Sohum) ön şehirlerin kuruluşu.&#xA;M.S. 2.-6. yy&#xA;Abhazya’da Roma-Bizans kolonizasyonu.&#xA;** 4.yy**&#xA;Gotların Abhazya’ya saldırısı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Öfke ve Nefret</title>
      <link>/blog/babakus-ofke-ve-nefret/</link>
      <pubDate>Fri, 25 Jan 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-ofke-ve-nefret/</guid>
      <description>Sanal sitedeki komşumun öfkesi de başbakanınki gibi, durdurulamaz ve kontrol edilemez. Büyük, güçlü ve ‘her faninin tadacağı’ türden mutlak bir öfke. Ne yapsanız ondan kaçamazsınız, sadece sırasının size geç gelmesi için dua edebilirsiniz. Duanız tuttu diye sakın ha benim gibi gevşemeyin, öfkecinin tokadı her an ensenizde patlayıverir…&#xA;Sanırım beni bugüne kadar koruyup kollayan şey komşuluk şemsiyesiydi.&#xA;Şemsiye dediğim ‘komşuluk hukuku’dur. Hayatımızı düzenleyen değerlerden biridir o. Diğer düzenleyiciler (kardeşlik hukuku, arkadaşlık hukuku vs.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Nalçik / DÇB Notları </title>
      <link>/blog/babakus-nalcik-dcb-notlari/</link>
      <pubDate>Fri, 12 Oct 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-nalcik-dcb-notlari/</guid>
      <description>Giriş 8-22 Ekim tarihleri arasında Dünya Çerkes Birliği’nin (DÇB) 9. genel kuruluna katılmak üzere Nalçik’teydik. Dostlarla görüştük, Nalçik’in şa’şasına göz attık, DÇB’nin yeni yönetimini seçtik. Yediklerimizi-içtiklerimizi kendimize bırakarak, gördüklerimizi-duyduklarımızı anlatalım istedik&amp;hellip;&#xA;Önce DÇB ile ilgili kısa bir hatırlatma yapalım. Mayıs 1991’de, dünyanın pekçok ülkesinden delegelerin katılımı ile Nalçik’te yapılan ilk uluslararası kongre sonunda DÇB adıyla ve Adığe-Abhaz/Abaza birliği olarak kuruldu. Abhazya’yı “Aydgılara”, Karaçay-Çerkesk’deki Abazaları ise “Rodina” temsil ediyordu. Daha sonra bu temsiliyet, 1992/93’de Abhazya’da yaşanan savaşla birlikte kurulan Dünya Abhaz/Abaza Kongresi üzerinden devam ettirildi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Küllerinden Doğmak </title>
      <link>/blog/babakus-kullerinden-dogmak/</link>
      <pubDate>Fri, 14 Sep 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-kullerinden-dogmak/</guid>
      <description>30 Eylül 30 Eylül: Abhazya’nın zafer ve özgürlük günü&#xA;Bize dair ne varsa bir satırda söylenmiştir: Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde&amp;hellip; Nartların çocuklarıyız biz; savaşlarda-sürgünlerde ölsek, kırılsak, savrulsak da&amp;hellip; köklerimize tutunup yeniden ve yeniden boy atarız. Kafdağının anka’larıyız biz; kor ateşlerde yansak kül olsak da&amp;hellip; ruhumuza tutunup yeniden ve yeniden kanat çırparız. Evet, biz halkız ve yeniden doğarız ölümlerde&amp;hellip;&#xA;Bütün toplumlar gibi biz de tarihin aynasında yol alırız. İnişli-çıkışlı uzun bir yolculuktur bu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Benim 21 Mayıs&#39;ım... </title>
      <link>/blog/babakus-benim-21mayisim/</link>
      <pubDate>Sat, 12 May 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-benim-21mayisim/</guid>
      <description>Benim 21 Mayıs’ım geçmiş-bugün-gelecek yolculuğudur; kendimi keşfederim, ait olduğum toplumun geçmişine uzanırım, köklerime tutunurum ve buradan bir gelecek tasavvur ederim. 21 Mayıs bana der ki, sen Kafkasyalısın, sen Çerkessin, sen Abhazsın; sen acımasız bir savaşın kırdığı ve trajik bir sürgünün Anadolu’ya savurduğu bir halkın ferdisin; sen parçalanmış bir toplumun zerresisin, doğal yatağından saptırılmış bir nehrin damlası. Ve 21 Mayıs der ki bana, işte geçmişin bu, bugünün gerçekliğini de üstüne ekleyip bir gelecek inşaa et&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Cumhuriyeti’nin Yasal Statüsünün Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>/blog/babakus-abhazya-statu/</link>
      <pubDate>Thu, 12 Apr 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazya-statu/</guid>
      <description>Giriş Kafkaslarda, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından (Aralık 1991) hemen sonra başlayan Gürcistan-Güney Osetya ve Gürcistan-Abhazya arasındaki sıcak çatışma süreci, 7 Ağustos 2008’de Gürcistan’ın Güney Osetya’ya yeniden saldırısı ve Rusya Federasyonu’nun Gürcistan’a askeri müdahelesiyle uluslararası bir boyut kazanmış, nihayetinde 26 Ağustos 2008’de Rusya Federasyonu’nun Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımasıyla noktalanmıştı. Rusya’nın ardından Nikaragua, Venezuela, Nauru, Vanuatu ve Tuvalu’nun da Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıması, bu iki ülkeyi uluslararası siyasi sisteminin bir parçası haline getirmiştir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya’dan Nazım Geçti, İzi Kaldı Yadigar...</title>
      <link>/blog/babakus-abhazyadan-nazim-gecti/</link>
      <pubDate>Tue, 20 Mar 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazyadan-nazim-gecti/</guid>
      <description>“İşte geldik gidiyoruz, hoşçakal kardeşim deniz” Dünya şairi Nazım Hikmet’in sık sık Abhazya’yı ziyaret ettiğini ve bazı şiirlerini burada yazdığını biliriz. 4 Nisan 1955’de çekilmiş bu fotoğrafa tutunup bilgimizi tazeleyelim istedik. Nazım, Abhaz şair dostları İvan Tarba, Bagrat Şinkuba ve Kumf Lomiya ile saf tutmuş. Bir selam verelim dedik&amp;hellip;&#xA;Biz de (78’liler), abi-abla kuşağımız gibi (68’liler) Nazım Hikmet’in şiirleriyle hayata tutunduk. Romantizmi, idealizmi, sosyalizmi, enternasyonalizmi Nazım’ın şiirleriyle çoğalttık. Onun sihirli sözleriyle aşkı tattık, ‘ben’ iken ‘biz’ olduk, omuz omuza verip karanlığa meydan okuduk, zincirlerimizi kırıp yürüdük, güneşi içecek kadar yüreklendik, yandık kül olduk ve yeniden ve yeniden doğup güneşe durduk.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ankvab’ın Yolu...</title>
      <link>/blog/babakus-ankvabin-yolu/</link>
      <pubDate>Tue, 28 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-ankvabin-yolu/</guid>
      <description>Suikast girişimi Geçen hafta Abhazya Devlet Başkanı Aleksandr Ankvab’a düzenlenen suikast girişimi, Abhazya’nın ne kadar keskin bir süreçten geçmekte olduğunu gösteriyor. 22 Şubat (2012) sabahı ağır silahlarla (bombalar, roketatarlar, makinalı tüfekler vs.) gerçekleştirilen bu yeni saldırı da , Ankvab’ın daha önce Başbakan ve Devlet Başkanı Yardımcısı görevlerinde bulunduğu Şubat 2005’den Ağustos 2011’e kadar uğradığı beş saldırıyla tıpa tıp benzerlik taşıyor. Genel kanı, bu saldırıların mafya işi olduğu yolunda. Ankvab da açıklamasında, “saldırganların kimliği üzerinde tahminde bulunacak olursak, bunlar ülke içindeki mafya grupları olabileceği gibi bu iş için dışarıdan gelen kişiler de olabilir, çünkü suç grupları arasında güçlü bir irtibat var” diyerek bu genel kanıyı destekliyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Filler ve Çimenler</title>
      <link>/blog/taymaz-filler-ve-cimenler/</link>
      <pubDate>Mon, 27 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/taymaz-filler-ve-cimenler/</guid>
      <description>Geçmişten adam hisse kaparmış&amp;hellip; Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? &amp;ldquo;Tarih&amp;quot;i &amp;ldquo;tekerrür&amp;rdquo; diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?&#xA;Mehmet Akif Ersoy&#xA;Geçen hafta Avrupa İnguşlar Derneği adına İbrahim Lyanov Gürcistan Parlamentosu&amp;rsquo;na başvurarak İnguş Sürgünü&amp;rsquo;nün “soykırım” olarak tanımasını istedi. 23 Şubat 1944&amp;rsquo;de gerçekleşen sürgünün yıldönümünde yapılan başvurunun Gürcistan Parlamentosu&amp;rsquo;nda görüşüleceğini söyleyen Diaspora ve Kafkasya Komitesi başkanı Nugzar Tsiklauri, kendi tutumunu samimi bir şekilde açıkladı: “Komitemin sadece soykırımları tanımakla uğraşmasını istemiyorum.</description>
    </item>
    <item>
      <title>‘Öteki’lerin Buluşması...</title>
      <link>/blog/babakus-otekilerin-bulusmasi/</link>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-otekilerin-bulusmasi/</guid>
      <description>Ötekiler Geçen hafta, Türkiye’nin yüz yıllık ulus-devlet serüveninde yok sayılan, bastırılan, mağdur edilen, ezilen, zulüm edilen, dışlanan, hakları gaspedilen, kıyıma ve asimilasyona uğrayan&amp;hellip; velhasılı öteki’leştirilen halkların ve dinlerin temsilcilerini buluşturan tarihi bir toplantı yapıldı; Adığe’si, Abaza’sı, Ubıh’ı, Oset’i, Çeçen’i, Laz’ı, Ermeni’si, Süryani’si, Yahudi’si, Kürt’ü, Zaza’sı, Arap’ı, Gürcü’sü biraraya gelip varoluş sorunlarımızı konuştuk ve gelecek için beklentilerimizi ortaya koyduk. Meğer dertlerimiz ne kadar çokmuş, meğer dertlerimiz ne kadar benzermiş ve meğer dertlerimize çare aramak için birlikte mücadele etmek ne kadar elzemmiş&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>2012&#39;nin Gündemi</title>
      <link>/blog/babakus-2012-nin-gundemi/</link>
      <pubDate>Fri, 03 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-2012-nin-gundemi/</guid>
      <description>2012’yi sevmedim, rehavet ve karamsarlık olup çöktü üstüme. Günlerdir miskinliğin postunda yatıyorum. Ivır-zıvır özlük işler, biraz gazete-dergi, biraz internet-facebook, biraz televizyon-kitap&amp;hellip; Bir de, penceremden görünen manzaraya dalıp gitmeler; Anadoluhisarı ile Kandilli arasında, Göksu ve Küçüksu derelerinin birlikte oluşturduğu küçük delta semalarında alan savaşı veren martı’larla karga’ların bıkmak yorulmak bilmez dalaşları, kazara aralarına karışan acemi güvercinlerin ürkek kaçışları, sığırcık sürülerinin senkronize uçuşları, ahalinin cömertliğinde semirmiş kedi ve köpeklerin aylak yürüyüşleri&amp;hellip; İşte böyle, gri-ıslak kubbenin altında ve tembelliğin sıcak koynunda geçti günler.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sınav Yılı</title>
      <link>/blog/babakus-sinav-yili/</link>
      <pubDate>Wed, 18 Jan 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-sinav-yili/</guid>
      <description>2013 bizim için zor bir yıl olacak. Sorunlarımız ağırlaşacak ve artacak. Bu sorunlarla başa çıkma kabiliyetimiz kadar, sorunların çoğunda muhatap konumunda olan Rusya ile ilişkilerimizi yönetme becerimiz de sınavdan geçecek&amp;hellip;&#xA;2013’deki en yakıcı sorunumuz Suriye’de devam etmekte olan savaşın orada yaşayan kardeşlerimiz üzerindeki yıkıcı etkisidir. Savaş şiddetlendikçe, Şam ve çevresinde olan 80-90 bin kardeşimiz için yaşam mücadelesi daha da zorlaşıyor, ölenlerin sayısı giderek artıyor. Anavatanda ve diyasporada oluşturduğumuz dayanışma gücümüz Türkiye ve Ürdün gibi çevre ülkelere geçebilen ya da anavatana ulaşabilen birkaç bini kucaklamaya yetebiliyor, ama büyük çoğunluk hala Suriye’de ve ne yazık ki elimiz-yüreğimiz onlara ulaşamıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#39;Birlik&#39; Kazandı</title>
      <link>/blog/babakus-birlik-kazandi/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-birlik-kazandi/</guid>
      <description>Kafkas Dernekleri Federasyonu’muzun (KAFFED) 5. genel kurulu (3-4 Aralık, Ankara), her bakımdan çok başarılı geçti. Dinamik, çoksesli, tartışmalı ve düzeyli bir genel kuruldu. Kazanan ‘birlik’ oldu. Katılan ve katkı veren herkesi kutluyorum&amp;hellip;&#xA;Genel kurulun ilk günkü istişare toplantısı çok iyi oldu; delege olsun-olmasın tüm katılımcılara eşit söz hakkı verildi, düşünceler tartıştı, hitabetler yarıştı, bildiriler uçuştu, herkes eteğindeki taşları döktü. Federasyon başkanlığı boyunca uğradığı pekçok haksız eleştiriye ve ahlaksız karalamaya sabır gösteren Cihan Candemir, yüce gönüllülüğünü yönettiği bu istişare toplantısında da gösterdi; varoluşlarını kendisini karalamak ve federasyonu yıpratmak üzerine kurmuş olanlara da söz verdi, aynı sabırla dinledi, nezaketi elden bırakmayan bir üslup ve eksiksiz bir hitabetle cevapladı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ankara’da ve Soçi’de Farklı Çerkeslik Halleri</title>
      <link>/blog/alankus-ankara-ve-socide-farkli-cerkeslik-halleri/</link>
      <pubDate>Tue, 15 Nov 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-ankara-ve-socide-farkli-cerkeslik-halleri/</guid>
      <description>22-25 Eylül 2011 tarihleri arasında Kafkas Araştırma dayanışma ve Kültür Vakfı’nın (KAFDAV’ın) düzenlediği sempozyum için diaspora ve anayurttan Çerkes araştırmacılar, aktivistler, Çerkes veya değil farklı disiplinlerden akademisyenler Ankara’dayız. “21. Yüzyılda Çerkesler: Sorunlar ve Olanaklar” başlığı altında, “kim(ler)” olduğumuz, tarihsel kökenlerimizi, anavatan ve diaspora coğrafyalarında yüz yüze bulunduğumuz farklı farklı varoluş sorunlarını tartışmak için buluşuyoruz. Bu kapsamı, türü, katılımcıların niteliği açısından bu çaptaki ilk buluşmamız ve böyle uçsuz bucaksız bir konuyu hakkıyla ele almayı üç güne sığdıramayacağımızı biliyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title> &#39;93 Ruhu...</title>
      <link>/blog/babakus-93-ruhu/</link>
      <pubDate>Thu, 13 Oct 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-93-ruhu/</guid>
      <description>1 Ekim’de Akbalık’ta tarihi bir gün yaşadık. Abhazya’nın özgürlük bayramını kutladık, şehitlerimizi andık, gazilerimizi selamladık. 30 Eylül 1993’de zafer kazandıran birlik ruhunu yeniden dalgalandırdık.&#xA;1 Ekim (2011) Cumartesi sabahı, Akbalık sosyal ve spor tesislerinde, o gün saat 14:00’de başlayacak Abhazya’nın zafer ve özgürlük kutlaması (Ayaayra Amş) için son hazırlıkları yapılıyorduk. At yarışlarının olacağı pist ile diğer etkinliklerin gerçekleşeceği mahal, altyapı bakımından günler önce hazırlanmıştı. Bir gün önce ise, şiddetli yağmura rağmen, geçe geç saatlere dek süren çalışmalarla tesislerin tamamı bayraklarımızla ve flamalarımızla donatılmış, yiğecek-içecek çadırları kurulmuş, standlar ve masa-sandalya düzeni vs.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#39;Tanrı’nın Ülkesi&#39;nde İşler Yolunda</title>
      <link>/blog/babakus-tanrinin-ulkesinde/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-tanrinin-ulkesinde/</guid>
      <description>Abhazya’da zamanın ruhu: Herşey değişir, ve herşey aynı kalır…&#xA;Tanrı&amp;rsquo;nın ülkesinde Tam yirmi yıl sonra Ritsa’nın balkonundan baktım “Tanrı’nın ülkesi”ne. Zamanın durduğu andı ve herşey yolundaydı… Şafak vakti, dostlarımın kanadında geldim buraya. Gözlerimi kapatıp çıktım balkona, derin bir nefes alıp denizin ve havanın serin kokusunu çektim içime. Anılar peş peşe filizlenince, bitmesini istemediğim bir rüyadaymışçasına uzattım o anı. Sonra, tanıdık bir sese uyanır gibi yavaşça açtım gözlerimi. Karadeniz’in sisli uzaklığına baktım.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ayaayra</title>
      <link>/blog/babakus-ayaayra/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-ayaayra/</guid>
      <description>Sohum’un ortasında bir park, parkın ortasında bir anıt, anıtın üstünde yüzlerce ad…. Her yıl, 27 Eylül sabahının alacasında üç insan, bir gün önce gelip yerleştikleri Ritsa Oteli’nden çıkıp usulca bu parka yürür. Sabahın esintisi ve kuşların güne merhaba diyen cıvıltısı eşlik eder onlara. Ellerinde karanfil, keman-viola-flüt, yüzlerinde hüzün-özlem-sevgi… Özenle saf tutarlar anıtın başında. Sessiz bir saygı duruşuyla başlar seremoni. Karanfiller bırakılır kaidenin üzerine. Zaman durur bir an, rüzgar susar, kuşlar kanat çırpmaz olur.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Şehitlerimiz</title>
      <link>/blog/babakus-sehitlerimiz/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-sehitlerimiz/</guid>
      <description>Abhazya’nın özgürlük savaşında diyasporadan ilk şehidimiz Efkan’dır. O’nunla hiç tanışmadım; yüzünü fotoğraflardan, öyküsünü anlatılanlardan bilirim… Belki, savaşın başladığı 14 Ağustos’un (1992) hemen ardından Sakarya’da dernek merkezinde yaptığımız telaşlı toplantıda görmüşümdür; belki kalabalığın ön saflarında acil eylem öneren heyecanlı gençlerin arasındaydı ya da arka sıralarda sessizce oturmuş, kendi kendine savaşa katılmak üzere Abhazya’ya nasıl gidebileceğini düşünüyordu. Adını ilk kez, Abhazya’ya giden ilk gönüllüler arasında gördüm. 10 Ekim’de (1992), Gagra’nın kurtarılışından hemen sonra, Dünya Abhaz-Abazin Kongresi kuruluş toplantısı için kalabalık bir heyetle Abhazya’ya gittiğimizde ya da sonraki gidiş gelişlerimizde Efkan’la tanışıp iki laf etmek nasip olmamıştı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Umut</title>
      <link>/blog/babakus-umut/</link>
      <pubDate>Sat, 11 Jun 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-umut/</guid>
      <description>12 Haziran’da Türkiye kendine yakışan bir şekilde sandıklandı. Sürpriz yok, genel görüntü değişmedi. Memleket, milliyetçi-mukaddesatçı ideolojinin dominasyonunda yoluna devam edecek. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle tahkim edilen sağın 30 yıldır süren yüzde 70’lik hegamonyasının neredeyse ‘makus talih’e dönüştüğünü söyleyebiliriz. AKP, MHP ve diğer milliyetçi-muhafazakar parti ve grupların oylarına bir de CHP’ye yuvalandırılanları eklersek, üzerimizde nasıl bir sağ ağırlık olduğunu daha iyi kavrarız. Yine de, benim gibi nefes almakta zorlanan azınlıktakileri umutlandırabilecek pekçok olumlu gelişme de oldu…</description>
    </item>
    <item>
      <title> “Farklılıklar Siyaseti” ile “Kimlik Siyaseti” arasında Çerkesler</title>
      <link>/blog/alankus-farkliliklar-siyaseti-ve-kimlik-siyaseti-arasinda-cerkesler/</link>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-farkliliklar-siyaseti-ve-kimlik-siyaseti-arasinda-cerkesler/</guid>
      <description>Hegemonik kimliğin ötekisi olarak Çerkesler Türkiye’deki Çerkesler, ulusal devletin inşa edilmesi sürecinde ötekileştirilen, farklılıklardan arınmış bir “Türklük” yaratılmak üzere bastırılarak kamusal ve siyasal alanda kendini ifade etmesine izin verilmeyen etnik-kültürel topluluklardan bir tanesidir. Başka ifadeyle, yukarıdan aşağıya bir toplum mühendisliği mantığı ile işleyen Türk modernleşme projesi çerçevesinde, Türk ulusal kimliğine “pozitif” fotoğraf kazandırmak için uğraşılırken, onun “siyah” ya da “negatif”i muamelesi görenlerden birisi de Çerkesler olmuştur.&#xA;Bu nedenle Türkiye’deki bütün diyasporik Kuzey Kafkasya halklarını kapsayan bir kültürel üst-kimlik olarak, dün olduğu gibi bugün de, Çerkes adına sahip çıkmak her şeyden önce politik bir tercih olarak önemlidir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Gülüşüm, Bakışım, Umudum Size</title>
      <link>/blog/babakus-gulusum/</link>
      <pubDate>Wed, 15 Jun 2005 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-gulusum/</guid>
      <description>Mümtaz Demiröz (Aşamba), bize, kahraman olmayan kahramanlığını, milliyetçi olmayan milliyetçiliğini, sıcak gülüşünü, muzip bakışını ve tükenmek bilmeyen umudunu bırakıp veda etti.&#xA;Göçmen kuşlar gibiyiz.&#xA;Bazen küçük bir köy evinden kanatlanır yüreğimiz. Biliriz kimimizi, kimliğimizi. Yine de bocalar dilimiz, kültürümüz.&#xA;Eğitim deriz, iş-güç deriz. Umudumuzu yüklenir düşeriz kent yoluna. Bulunduğumuz ülkede yaşam bıçak sırtındadır. Ya sağa düşmek vardır, ya sola. Kendimizce bir seçim yapar, yürütürüz.&#xA;Sevdalanırız bazen. Sevincimiz çoğalır. Ve direncimiz&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Diasporik Bir Topluluk Olarak Çerkesler</title>
      <link>/blog/alankus-diasporik-bir-topluluk-olarak-cerkesler/</link>
      <pubDate>Thu, 15 Apr 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-diasporik-bir-topluluk-olarak-cerkesler/</guid>
      <description>Türkiye&amp;rsquo;de yaşayan Çerkeslerin durumunu ve varoluş sorunlarını anlayabilmek için öncelikle genel olarak farklı coğrafyalarda yaşayan Çerkesler, sonra da özel olarak Türkiyeli Çerkesler üzerine önemli olduğunu düşündüğüm bazı belirlemelerde bulunulması gerekmektedir.&#xA;Her şeyden önce, Çerkeslerin diasporik bir halk olduğunun bilinmesi önemlidir. Kısa bir hatırlatma yapılarak söylenirse, Çerkesler 134 yıl önce, yüzyıl kadar süren bir bağımsızlık savaşının arkasından, dalga dalga gerçekleşen sürgünlere uğrayarak, eski Osmanlı topraklarının bir ucundan diğerine (Balkanlara ve Rumeliye, Anadolu&amp;rsquo;ya ve bugün Cezayir, Suriye, Ürdün, İsrail olarak bilinen topraklara), dağıtılıp, yerleşime tabi tutulmak üzere anayurtlarından koparılmışlardır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>“Ayrıldıkları Heryerde Arkalarında Tarifsiz Özlemler Bıraktılar” ya da “Büyük Sürgünden Dönüş”</title>
      <link>/blog/alankus-buyuk-surgunden-donus/</link>
      <pubDate>Sun, 18 Oct 1998 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-buyuk-surgunden-donus/</guid>
      <description>134 yıl önce, 100 yıl süren bir özgürlük savaşının ardından, anayurtlarını terketmek zorunda kaldılar. 1864 Osmanlı-Rus Savaşının ardından gemilere dolduruldular ve modern zamanların en trajik sürgünlerinden birisine uğrayıp, Balkanlardan, Anadolu’ya, bugün Suriye ve Ürdün olarak bilinen topraklara dağıtıldılar. Yanlarına sadece kendileri için hayat ve özgürlük demek olan dağlarının anısını alabildiler. Diğer herşeylerini anayurtlarında bıraktılar. Geride kalanların sayısı yüz, yüzelli bindi, yollara koyulanların sayısı bir buçuk milyon. Gönderildikleri yerlere varabilenler ise, ancak bunun yarısı oldu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Demokratik Bir Kimlik Stratejisi Olarak Çerkeslik</title>
      <link>/blog/alankus-demokratik-kimlik-stratejisi/</link>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 1998 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-demokratik-kimlik-stratejisi/</guid>
      <description>Kimlik stratejisi İçinde yaşadığımız dönem modern kimliklerin (ulus ve sınıf kimliğinin) gerileyişine, buna karşılık etnik, dinsel, kültürel kimliklerin canlanması anlamında bir “yeniden-kim­lik­leşme” ya da “farklılıkların kimlikleşmesi” dönemi olarak adlandırılmaktadır (Friedman, 1995 ve Co­nolly, 1995). Radikal İslamın yükselişine, eski Yugoslavya’nın, SSCB’­nin dağılışına, ya da uzaklara gitmeye gerek yok Türkiye’nin içinde bulunduğu kutuplaşmaya bakıldığında böyle bir adlandırma çabasını haklı gösterecek gerekçeler kolaylıkla bulunabilmektedir. Bu nedenle de kimlikler konusu üzerine çokca ko­nuşulup, tartışılmayı hakketmektedir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ürdün Çerkesleri</title>
      <link>/blog/alankus-urdun-cerkesleri/</link>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 1998 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-urdun-cerkesleri/</guid>
      <description>Giriş Ürdün’de 120.000 kadar Çerkes bulunuyor. Bunların büyük çoğunluğu da başkent Amman’da yaşıyor. Tıpkı İstanbul gibi 7 tepe 7 vadi üzerine kurulmuş olan Amman’ın tarihi çok eski, Ürdün’ün bir devlet olarak tarihi çok yeni. Amman’ın bu eski tarihinin son 130 yılı, Ürdün’ün bir devlet olarak tarihi buradaki Çerkeslerin tarihiyle çok fazla örtüşüyor. Çerkesler Ürdün’de sayılarından gelen bir ağırlıkla değil, Ürdün’ün ve Amman’ın tarihinde taşıdıkları önemle temsil ediliyorlar. Bu tarihten ötürü de kendilerini -aleyhlerine değişen nüfus dengesine rağmen- bir bakıma Ürdün’ün sahiplerinden birisi olarak görüyorlar.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Diaspora ve Çerkes Kimlikleri</title>
      <link>/blog/alankus-diaspora-ve-cerkes-kimlikler/</link>
      <pubDate>Mon, 15 Dec 1997 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-diaspora-ve-cerkes-kimlikler/</guid>
      <description>Sürgünler ve Göçler Tarih kitaplarının kuru diliyle Çerkes tarihine bakarsak, bunun bir göçler, sürgünler tarihi olduğunu görürüz. Asetinlerin ataları olan Alanlar, M.S.1V-V yüzyıllarda gerçekleşen büyük kavimler göçü sırasında, bugün Rusya, Ukrayna, Macaristan, Avusturya, İsviçre, Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya toprakları olarak bilinen çok geniş bir coğrafya boyunca ilerlemiş, kimi yerlere yerleşip yurt edinmiş, kimi yerlere ise izlerini bırakarak yeniden yollara düşmüşlerdir.&#xA;Türkiye&amp;rsquo;de bugün Çerkes genel adıyla anılan topluluklar, zorunlu göçler ile Kuzey Kafkasya&amp;rsquo;daki yurtlarını terkederek Osmanlı sınırları içindeki topraklara; Balkanlara ve Rumeli&amp;rsquo;ye, Anadolu&amp;rsquo;ya, Orta-Doğu&amp;rsquo;ya yerleşmek durumunda bırakılmıştır.</description>
    </item>
    <item>
      <title>İsrail&#39;deki Bir Şapsığ Köyünden İzlenimler ve Düşündürdükleri...</title>
      <link>/blog/alankus-israildeki-bir-sapsig-koyu/</link>
      <pubDate>Sat, 20 Sep 1997 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-israildeki-bir-sapsig-koyu/</guid>
      <description>1997 yılı Nisan ayı içerisinde yolum bir eğitim programı için İsrail&amp;rsquo;e düştü. İsrail&amp;rsquo;de küçük bir Çerkes topluluğun bulunduğunu biliyordum ama nerede yaşadıklarını bilmiyordum.&#xA;Öğrenmek hiç zor olmadı, hem İsrail çok küçük, hem farklı etnik topluluklar mutlaka farklı yerleşimlerde oturuyorlar ve köyler, öncelikle nüfusunun etnik/dinsel özelliğine göre Müslüman Arap, Hristiyan Arap, Durzi, Yahudi, Çerkes köyü olarak adlandırılıyorlar. Hatta bir Yahudi yerleşimi sözkonusu olduğunda bile köy, sakinlerinin geldikleri yere göre bir isimle (örneğin Yemen yahudilerinin köyü) olarak anılıyorlar.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Uzunyayla’dan Amman’a: Janset Berkok Şami ile Bir Söyleşi</title>
      <link>/blog/alankus-uzunyayladan-ammana-janset-berkok-sami-ile-bir-soylesi/</link>
      <pubDate>Sat, 20 Apr 1996 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/alankus-uzunyayladan-ammana-janset-berkok-sami-ile-bir-soylesi/</guid>
      <description>Ürdün&amp;rsquo;e yaptığımız gezi sırasında konuştuğumuz hemen hemen herkesin adını saygıyla andığı ve bize kendisini ve evini görmeden dönmememiz gerektiğini söylediği bir kişi oldu: Tarihte Kafkasya adlı kitabını bütün Çerkeslerin bildiği İsmail Berkok&amp;rsquo;un kızı Janset Berkok Şami. Janset Hanım bize kendisini iki kere ziyaret etme şansını verdi. Onu gördüğümüz daha ilk dakikalarda anladık ki bir kaç saatlik bir süre onu tanımaya, sonra da sizlere anlatmaya yetmeyecek. Bunun üzerine yeniden konuğu olabilir miyiz diye sorduk.</description>
    </item>
    <item>
      <title>‘Sürgün’ Halk Çerkesler</title>
      <link>/blog/bjedug-surgun-halk-cerkesler/</link>
      <pubDate>Wed, 15 Mar 1995 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/bjedug-surgun-halk-cerkesler/</guid>
      <description>Dr.Vasfi Güsar&amp;rsquo;ın anısına armağan&#xA;Giriş Anadolu&amp;rsquo;nun en son misafirlerinden olan Çerkesler Kafkasya&amp;rsquo;nın yerli (otokton) halkıdır. 19.yy ortalarında Kafkasya&amp;rsquo;dan kitlesel olarak sürgün edilen Çerkesler, sürgünden günümüze 130 yıldır Anadolu&amp;rsquo;da yaşamalarına rağmen kültür ve tarihleri layıkıyla tanınmamaktadır. Dilleri, kültür ve tarihleri yadsınarak &amp;ldquo;ihmal edilebilir bir nicelik olarak&amp;rdquo; görülmüşlerdir. İç çeşitlilikleri ve farklılıkları, uzun bir tarihi geçmişe sahip olmaları ve sürgün sonrası değişik ülke ve kültürler içinde muhaceret hayatını sürdürmelerinden kaynaklanan sorunlarının çok boyutluluğu bu yazı kapsamına sığmayacak kadar çetrefillidir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Asimilasyon Kavramı – Tarihsel Özet</title>
      <link>/blog/taymaz-asimilasyon-kavrami/</link>
      <pubDate>Tue, 15 Mar 1988 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/taymaz-asimilasyon-kavrami/</guid>
      <description>Giriş Bu makalede “asimilasyon” (“özümleme”, “özümseme&amp;quot;) kavramının Amerikan sosyolojisi/ antropolojisindeki tarihsel serüveni özetlenmiştir. Konumuzu özellikle Amerikan toplumbilimleri ile kısıtlamamızın nedeni, özgül tarihsel gelişimi nedeniyle dünyadaki etnik olarak en karmaşık ülkelerden biri olan ABD&amp;rsquo;de, bu alanda yapılan çalışmaların görece çokluğudur. Fakat, makalenin sonuç bölümünde de belirtildiği gibi bu olgu aynı zamanda Amerikan toplumbilimlerinin bu alanda yalnızca “göçmen” sorunlarıyla ilgilenmesine yol açtı. Açıktır ki asimilasyon kavramının sadece göçmenlikle ilgili olarak kullanılması ve geliştirilmesi asimilasyon sürecinin bazı önemli yanlarının kavranmasını güçleştirmektedir.</description>
    </item>
  </channel>
</rss>
