<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
  <channel>
    <title>Sezai Babakuş on diaspora yazıları</title>
    <link>/authors/sezai-babaku%C5%9F/</link>
    <description>Recent content in Sezai Babakuş on diaspora yazıları</description>
    <generator>Hugo -- gohugo.io</generator>
    <language>tr</language>
    <copyright>(c) diaspora yazıları</copyright>
    <lastBuildDate>Sat, 16 May 2020 00:00:00 +0000</lastBuildDate>
    <atom:link href="/authors/sezai-babaku%C5%9F/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml" />
    <item>
      <title>21 Mayıs: Geçmişin Gerçekleri, Geleceğin Olasılıkları...</title>
      <link>/blog/babakus-21-mayis-gecmisin-gercekleri/</link>
      <pubDate>Sat, 16 May 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-21-mayis-gecmisin-gercekleri/</guid>
      <description>Geçmişin gerçekleri geleceğin olasılıklarını belirler. Geçmişi ne kadar iyi bilirseniz, ne kadar iyi anlar ve ne kadar doğru tanımlarsanız gelecek kurgunuzu da o kadar iyi ve doğru yaparsınız. Bu yüzden, 21 Mayıs’la simgelenen savaş ve sürgünle bütünleşik tarihin nasıl ve ne kadar bilindiği, nasıl algılandığı ve nasıl anlamlandırıldığı hayati derecede önem taşır.&#xA;Karadeniz’den Hazar Denizi’ne uzanan Kuzey Kafkasya coğrafyasının tümünü kapsamış, burada yaşayan halkların hemen tamamını içine almış uzun bir savaşın (savaşlar silsilesinin), ağır bir yenilginin ve etkisi kuşaklar boyu sürecek bir sürgünün tarihinden söz ediyoruz.</description>
    </item>
    <item>
      <title>2014: Kurgular ve Gerçekler...</title>
      <link>/blog/babakus-2014-kurgular-gercekler/</link>
      <pubDate>Thu, 01 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-2014-kurgular-gercekler/</guid>
      <description>Kurgu boşa çıktı, Kafkasya ve Kafkas halkları 2014’ü kazasız-belasız atlattı. Kurgu tutsaydı, muhtemelen Kafkasya, şu günlerde, Batı ile Rusya arasında yaşanan yeni soğuk savaşın yegane sıcak hattı olacaktı. Neyse ki tutmadı…&#xA;Neydi kurgu? Sürgünün 150.yılıydı. Üstüne üstlük, Rusya, sürgünle özdeşik Soçi/Kbaada’da kış olimpiyatları düzenliyordu. Velhasılı 2014, Kafkas (ya da Çerkes) intifadası için biçilmiş yıldı. Durumdan vazife çıkaran Amerikalı (biraz da Avrupalı) sivil-askeri kurmaylar Tiflis karargahında toplanıp planlar hazırlamışlardı. Ne zaman? Gürcistan’ın G.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sanaldan Gerçeğe, Hamasetten Eyleme...</title>
      <link>/blog/babakus-sanaldan-gercege/</link>
      <pubDate>Thu, 01 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-sanaldan-gercege/</guid>
      <description>Ne kadar söz varsa düne ait&#xA;Dünle beraber gitti cancağızım&#xA;Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.&#xA;Mevlana&#xA;Gelmişini-geçmişini bilmeyenin dünyası&#xA;şimdi gördüğü kadardır.&#xA;Neşat Ertaş&#xA;Bugünü anlamak… Toplumumuzun bugünkü durumunu pekçok açıdan değerlendirebilir ve tanımlar çıkarabiliriz. Ben şöyle görüyorum: Geçmiş, şimdi ve gelecekten oluşan zaman köprüsünün ortasında durmuşuz. Bir geriye-geçmişe bakıyoruz, bir ileriye-geleceğe. Aklımız, yüreğimiz, ayaklarımız bocalıyor. Ne yapacağımıza, nereye gideceğimize karar veremiyoruz. Şaşkınız, telaşlıyız, biraz da çaresiz. Oyalanıyoruz, ağır-aheste…</description>
    </item>
    <item>
      <title>İyiye Gidiyoruz...</title>
      <link>/blog/babakus-iyiye-gidiyoruz/</link>
      <pubDate>Fri, 19 Dec 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-iyiye-gidiyoruz/</guid>
      <description>Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun 13-14 Aralık’ta Ankara’da düzenlediği “Sürgünün 150.Yılında Çerkesler: Güncel ve Gelecek” konferansı, her yönüyle çok başarılı geçti. İki gün boyunca zengin bir program içeriği, ilgili ve istekli kalabalık bir dinleyici kitlesi vardı. KAFFED yönetimini ve emeği geçen herkesi kutluyorum.&#xA;Bu konferansın bana söylediklerini ve düşündürdüklerini paylaşmak istiyorum.&#xA;Her toplum gibi bizim de farklı duygu, düşünce, inanca sahip bireylerden oluştuğumuzu, bu yüzden farklı örgütlenmelerin doğal olduğunu, birbirimize tekçi anlayış dayatmak yerine farklılıklara saygılı bir çalışma birliği oluşturmanın doğru yol olduğunu anlamaya başladık.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Dersi</title>
      <link>/blog/babakus-abhazya-dersi/</link>
      <pubDate>Thu, 05 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazya-dersi/</guid>
      <description>Abhazya’da, mufalefetin parlamentoyu, yönetim merkezlerini ve radyo-televizyon kurumunu işgaliyle başlayan siyasi kriz, erken seçim mutabakatıyla şimdilik yatışmış görünüyor. Krizin çatışmaya dönüşmeden ve kan akmadan atlatılmış olmasını bir teselli vesilesi saysak da, durum, “dünyaya demokrasi dersi veriyoruz” yollu hamasetlerle geçiştiremeyeceğimiz kadar ciddidir ve derinlemesine irdelenmeye muhtaçtır. Abhazya’da olup bitenler hem demokratik hukuk devleti olamamanın, hem de henüz tamamlanmamış olan ekonomik paylaşım savaşının sonuçlarıdır. Bu yönüyle, pekçok ülkede yaşanan ve yaşanmakta olan güç ve iktidar kavgalarının bir benzeridir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sürüldük Ey Tarih, Unutma Bizi...</title>
      <link>/blog/babakus-surulduk-ey-tarih/</link>
      <pubDate>Tue, 20 May 2014 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-surulduk-ey-tarih/</guid>
      <description>Bizim trajik hikayemiz (ya da kaderimiz) imparatorluklar çağının sonlarına doğru yazıldı.&#xA;Her şey, Rusya İmparatorluğu’nun Karadeniz’den Kafkas Dağları’nın doruklarına, oradan da Hazar Denizi’nin kıyılarına uzanan coğrafyamıza göz koyuşuyla başladı.&#xA;Buralar epey zamandır Osmanlı İmparatorluğu’nun nüfuz alanıydı, elde tutulmalıydı. Buralar epey zamandır İngiltere İmparatorluğu’nun stratejik değer atfettiği coğrafyaydı, Rusya’ya kaptırılmamalıydı. Tek isteği kendi yurdunda özgür ve barış içinde yaşamak olan bizlerse, bu üç büyük gücün, bu üç büyük hesabın arasına sıkışıp kalmıştık.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya: ‘Az’dan ‘Çok’ Yaratma Pratiği...</title>
      <link>/blog/babakus-abhazya-az-dan-cok-yaratma/</link>
      <pubDate>Sun, 20 Oct 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazya-az-dan-cok-yaratma/</guid>
      <description>Abhazya&amp;rsquo;da 8 Eylül-8 Ekim (2013) tarihleri arasında, Kartal Belediye Başkanı Altınok Öz’ün de yer aldığı kalabalık bir heyetle Abhazya’daydık. Zafer ve özgürlük günü kutlamalarına katıldık, devlet yetkilileriyle ve sivil toplum temsilcileriyle görüştük, dostlarla kucaklaştık, gezdik, gördük, gözledik. Yakın tarihini savaşlarla, tehditlerle, baskılarla ve ağır ambargolarla geçirmiş olan bu küçük ülke, son yıllarda heyecan verici bir gelişme içinde. Kıt kaynaklarına (ekonomik, teknik ve işgücü) rağmen olağanüstü bir kalkınma hamlesi başlatmış. Söz yerindeyse,‘az’dan ‘çok’ yaratıyor…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Kronolojik Anlatı: Tarihin Aynasında Abhazya</title>
      <link>/blog/babakus-abhazya-kronoloji/</link>
      <pubDate>Tue, 17 Sep 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazya-kronoloji/</guid>
      <description>M.Ö. 5.binyıl&#xA;Abhazların ilk ataları Abeşla’ların bugünkü Abhazya ve çevresinde tarih sahnesine çıkışı.&#xA;3.binyıl&#xA;Abhazların ataları Abasg, Apsil, Sanik ve Misimian’ların bugünkü Abhazya ve çevresinde ayrı topluluklar halinde yaşamaya başlaması.&#xA;2.ve 1.binyıl&#xA;Abasg, Apsil, Sanık ve Misimian’ların bugünkü Abhazya kıyılarında ve yamaçlarında ilk yerleşim merkezlerini oluşturmaya başlaması.&#xA;6.-1. yy&#xA;Pitiund (Pitsunda), Gienos (Novy Afon), Eşera ve Dioskuria (Sohum) ön şehirlerin kuruluşu.&#xA;M.S. 2.-6. yy&#xA;Abhazya’da Roma-Bizans kolonizasyonu.&#xA;** 4.yy**&#xA;Gotların Abhazya’ya saldırısı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Öfke ve Nefret</title>
      <link>/blog/babakus-ofke-ve-nefret/</link>
      <pubDate>Fri, 25 Jan 2013 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-ofke-ve-nefret/</guid>
      <description>Sanal sitedeki komşumun öfkesi de başbakanınki gibi, durdurulamaz ve kontrol edilemez. Büyük, güçlü ve ‘her faninin tadacağı’ türden mutlak bir öfke. Ne yapsanız ondan kaçamazsınız, sadece sırasının size geç gelmesi için dua edebilirsiniz. Duanız tuttu diye sakın ha benim gibi gevşemeyin, öfkecinin tokadı her an ensenizde patlayıverir…&#xA;Sanırım beni bugüne kadar koruyup kollayan şey komşuluk şemsiyesiydi.&#xA;Şemsiye dediğim ‘komşuluk hukuku’dur. Hayatımızı düzenleyen değerlerden biridir o. Diğer düzenleyiciler (kardeşlik hukuku, arkadaşlık hukuku vs.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Nalçik / DÇB Notları </title>
      <link>/blog/babakus-nalcik-dcb-notlari/</link>
      <pubDate>Fri, 12 Oct 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-nalcik-dcb-notlari/</guid>
      <description>Giriş 8-22 Ekim tarihleri arasında Dünya Çerkes Birliği’nin (DÇB) 9. genel kuruluna katılmak üzere Nalçik’teydik. Dostlarla görüştük, Nalçik’in şa’şasına göz attık, DÇB’nin yeni yönetimini seçtik. Yediklerimizi-içtiklerimizi kendimize bırakarak, gördüklerimizi-duyduklarımızı anlatalım istedik&amp;hellip;&#xA;Önce DÇB ile ilgili kısa bir hatırlatma yapalım. Mayıs 1991’de, dünyanın pekçok ülkesinden delegelerin katılımı ile Nalçik’te yapılan ilk uluslararası kongre sonunda DÇB adıyla ve Adığe-Abhaz/Abaza birliği olarak kuruldu. Abhazya’yı “Aydgılara”, Karaçay-Çerkesk’deki Abazaları ise “Rodina” temsil ediyordu. Daha sonra bu temsiliyet, 1992/93’de Abhazya’da yaşanan savaşla birlikte kurulan Dünya Abhaz/Abaza Kongresi üzerinden devam ettirildi.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Küllerinden Doğmak </title>
      <link>/blog/babakus-kullerinden-dogmak/</link>
      <pubDate>Fri, 14 Sep 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-kullerinden-dogmak/</guid>
      <description>30 Eylül 30 Eylül: Abhazya’nın zafer ve özgürlük günü&#xA;Bize dair ne varsa bir satırda söylenmiştir: Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde&amp;hellip; Nartların çocuklarıyız biz; savaşlarda-sürgünlerde ölsek, kırılsak, savrulsak da&amp;hellip; köklerimize tutunup yeniden ve yeniden boy atarız. Kafdağının anka’larıyız biz; kor ateşlerde yansak kül olsak da&amp;hellip; ruhumuza tutunup yeniden ve yeniden kanat çırparız. Evet, biz halkız ve yeniden doğarız ölümlerde&amp;hellip;&#xA;Bütün toplumlar gibi biz de tarihin aynasında yol alırız. İnişli-çıkışlı uzun bir yolculuktur bu.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Benim 21 Mayıs&#39;ım... </title>
      <link>/blog/babakus-benim-21mayisim/</link>
      <pubDate>Sat, 12 May 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-benim-21mayisim/</guid>
      <description>Benim 21 Mayıs’ım geçmiş-bugün-gelecek yolculuğudur; kendimi keşfederim, ait olduğum toplumun geçmişine uzanırım, köklerime tutunurum ve buradan bir gelecek tasavvur ederim. 21 Mayıs bana der ki, sen Kafkasyalısın, sen Çerkessin, sen Abhazsın; sen acımasız bir savaşın kırdığı ve trajik bir sürgünün Anadolu’ya savurduğu bir halkın ferdisin; sen parçalanmış bir toplumun zerresisin, doğal yatağından saptırılmış bir nehrin damlası. Ve 21 Mayıs der ki bana, işte geçmişin bu, bugünün gerçekliğini de üstüne ekleyip bir gelecek inşaa et&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya Cumhuriyeti’nin Yasal Statüsünün Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>/blog/babakus-abhazya-statu/</link>
      <pubDate>Thu, 12 Apr 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazya-statu/</guid>
      <description>Giriş Kafkaslarda, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından (Aralık 1991) hemen sonra başlayan Gürcistan-Güney Osetya ve Gürcistan-Abhazya arasındaki sıcak çatışma süreci, 7 Ağustos 2008’de Gürcistan’ın Güney Osetya’ya yeniden saldırısı ve Rusya Federasyonu’nun Gürcistan’a askeri müdahelesiyle uluslararası bir boyut kazanmış, nihayetinde 26 Ağustos 2008’de Rusya Federasyonu’nun Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanımasıyla noktalanmıştı. Rusya’nın ardından Nikaragua, Venezuela, Nauru, Vanuatu ve Tuvalu’nun da Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıması, bu iki ülkeyi uluslararası siyasi sisteminin bir parçası haline getirmiştir.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Abhazya’dan Nazım Geçti, İzi Kaldı Yadigar...</title>
      <link>/blog/babakus-abhazyadan-nazim-gecti/</link>
      <pubDate>Tue, 20 Mar 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-abhazyadan-nazim-gecti/</guid>
      <description>“İşte geldik gidiyoruz, hoşçakal kardeşim deniz” Dünya şairi Nazım Hikmet’in sık sık Abhazya’yı ziyaret ettiğini ve bazı şiirlerini burada yazdığını biliriz. 4 Nisan 1955’de çekilmiş bu fotoğrafa tutunup bilgimizi tazeleyelim istedik. Nazım, Abhaz şair dostları İvan Tarba, Bagrat Şinkuba ve Kumf Lomiya ile saf tutmuş. Bir selam verelim dedik&amp;hellip;&#xA;Biz de (78’liler), abi-abla kuşağımız gibi (68’liler) Nazım Hikmet’in şiirleriyle hayata tutunduk. Romantizmi, idealizmi, sosyalizmi, enternasyonalizmi Nazım’ın şiirleriyle çoğalttık. Onun sihirli sözleriyle aşkı tattık, ‘ben’ iken ‘biz’ olduk, omuz omuza verip karanlığa meydan okuduk, zincirlerimizi kırıp yürüdük, güneşi içecek kadar yüreklendik, yandık kül olduk ve yeniden ve yeniden doğup güneşe durduk.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ankvab’ın Yolu...</title>
      <link>/blog/babakus-ankvabin-yolu/</link>
      <pubDate>Tue, 28 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-ankvabin-yolu/</guid>
      <description>Suikast girişimi Geçen hafta Abhazya Devlet Başkanı Aleksandr Ankvab’a düzenlenen suikast girişimi, Abhazya’nın ne kadar keskin bir süreçten geçmekte olduğunu gösteriyor. 22 Şubat (2012) sabahı ağır silahlarla (bombalar, roketatarlar, makinalı tüfekler vs.) gerçekleştirilen bu yeni saldırı da , Ankvab’ın daha önce Başbakan ve Devlet Başkanı Yardımcısı görevlerinde bulunduğu Şubat 2005’den Ağustos 2011’e kadar uğradığı beş saldırıyla tıpa tıp benzerlik taşıyor. Genel kanı, bu saldırıların mafya işi olduğu yolunda. Ankvab da açıklamasında, “saldırganların kimliği üzerinde tahminde bulunacak olursak, bunlar ülke içindeki mafya grupları olabileceği gibi bu iş için dışarıdan gelen kişiler de olabilir, çünkü suç grupları arasında güçlü bir irtibat var” diyerek bu genel kanıyı destekliyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>‘Öteki’lerin Buluşması...</title>
      <link>/blog/babakus-otekilerin-bulusmasi/</link>
      <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-otekilerin-bulusmasi/</guid>
      <description>Ötekiler Geçen hafta, Türkiye’nin yüz yıllık ulus-devlet serüveninde yok sayılan, bastırılan, mağdur edilen, ezilen, zulüm edilen, dışlanan, hakları gaspedilen, kıyıma ve asimilasyona uğrayan&amp;hellip; velhasılı öteki’leştirilen halkların ve dinlerin temsilcilerini buluşturan tarihi bir toplantı yapıldı; Adığe’si, Abaza’sı, Ubıh’ı, Oset’i, Çeçen’i, Laz’ı, Ermeni’si, Süryani’si, Yahudi’si, Kürt’ü, Zaza’sı, Arap’ı, Gürcü’sü biraraya gelip varoluş sorunlarımızı konuştuk ve gelecek için beklentilerimizi ortaya koyduk. Meğer dertlerimiz ne kadar çokmuş, meğer dertlerimiz ne kadar benzermiş ve meğer dertlerimize çare aramak için birlikte mücadele etmek ne kadar elzemmiş&amp;hellip;</description>
    </item>
    <item>
      <title>2012&#39;nin Gündemi</title>
      <link>/blog/babakus-2012-nin-gundemi/</link>
      <pubDate>Fri, 03 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-2012-nin-gundemi/</guid>
      <description>2012’yi sevmedim, rehavet ve karamsarlık olup çöktü üstüme. Günlerdir miskinliğin postunda yatıyorum. Ivır-zıvır özlük işler, biraz gazete-dergi, biraz internet-facebook, biraz televizyon-kitap&amp;hellip; Bir de, penceremden görünen manzaraya dalıp gitmeler; Anadoluhisarı ile Kandilli arasında, Göksu ve Küçüksu derelerinin birlikte oluşturduğu küçük delta semalarında alan savaşı veren martı’larla karga’ların bıkmak yorulmak bilmez dalaşları, kazara aralarına karışan acemi güvercinlerin ürkek kaçışları, sığırcık sürülerinin senkronize uçuşları, ahalinin cömertliğinde semirmiş kedi ve köpeklerin aylak yürüyüşleri&amp;hellip; İşte böyle, gri-ıslak kubbenin altında ve tembelliğin sıcak koynunda geçti günler.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Sınav Yılı</title>
      <link>/blog/babakus-sinav-yili/</link>
      <pubDate>Wed, 18 Jan 2012 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-sinav-yili/</guid>
      <description>2013 bizim için zor bir yıl olacak. Sorunlarımız ağırlaşacak ve artacak. Bu sorunlarla başa çıkma kabiliyetimiz kadar, sorunların çoğunda muhatap konumunda olan Rusya ile ilişkilerimizi yönetme becerimiz de sınavdan geçecek&amp;hellip;&#xA;2013’deki en yakıcı sorunumuz Suriye’de devam etmekte olan savaşın orada yaşayan kardeşlerimiz üzerindeki yıkıcı etkisidir. Savaş şiddetlendikçe, Şam ve çevresinde olan 80-90 bin kardeşimiz için yaşam mücadelesi daha da zorlaşıyor, ölenlerin sayısı giderek artıyor. Anavatanda ve diyasporada oluşturduğumuz dayanışma gücümüz Türkiye ve Ürdün gibi çevre ülkelere geçebilen ya da anavatana ulaşabilen birkaç bini kucaklamaya yetebiliyor, ama büyük çoğunluk hala Suriye’de ve ne yazık ki elimiz-yüreğimiz onlara ulaşamıyor.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#39;Birlik&#39; Kazandı</title>
      <link>/blog/babakus-birlik-kazandi/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-birlik-kazandi/</guid>
      <description>Kafkas Dernekleri Federasyonu’muzun (KAFFED) 5. genel kurulu (3-4 Aralık, Ankara), her bakımdan çok başarılı geçti. Dinamik, çoksesli, tartışmalı ve düzeyli bir genel kuruldu. Kazanan ‘birlik’ oldu. Katılan ve katkı veren herkesi kutluyorum&amp;hellip;&#xA;Genel kurulun ilk günkü istişare toplantısı çok iyi oldu; delege olsun-olmasın tüm katılımcılara eşit söz hakkı verildi, düşünceler tartıştı, hitabetler yarıştı, bildiriler uçuştu, herkes eteğindeki taşları döktü. Federasyon başkanlığı boyunca uğradığı pekçok haksız eleştiriye ve ahlaksız karalamaya sabır gösteren Cihan Candemir, yüce gönüllülüğünü yönettiği bu istişare toplantısında da gösterdi; varoluşlarını kendisini karalamak ve federasyonu yıpratmak üzerine kurmuş olanlara da söz verdi, aynı sabırla dinledi, nezaketi elden bırakmayan bir üslup ve eksiksiz bir hitabetle cevapladı.</description>
    </item>
    <item>
      <title> &#39;93 Ruhu...</title>
      <link>/blog/babakus-93-ruhu/</link>
      <pubDate>Thu, 13 Oct 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-93-ruhu/</guid>
      <description>1 Ekim’de Akbalık’ta tarihi bir gün yaşadık. Abhazya’nın özgürlük bayramını kutladık, şehitlerimizi andık, gazilerimizi selamladık. 30 Eylül 1993’de zafer kazandıran birlik ruhunu yeniden dalgalandırdık.&#xA;1 Ekim (2011) Cumartesi sabahı, Akbalık sosyal ve spor tesislerinde, o gün saat 14:00’de başlayacak Abhazya’nın zafer ve özgürlük kutlaması (Ayaayra Amş) için son hazırlıkları yapılıyorduk. At yarışlarının olacağı pist ile diğer etkinliklerin gerçekleşeceği mahal, altyapı bakımından günler önce hazırlanmıştı. Bir gün önce ise, şiddetli yağmura rağmen, geçe geç saatlere dek süren çalışmalarla tesislerin tamamı bayraklarımızla ve flamalarımızla donatılmış, yiğecek-içecek çadırları kurulmuş, standlar ve masa-sandalya düzeni vs.</description>
    </item>
    <item>
      <title>&#39;Tanrı’nın Ülkesi&#39;nde İşler Yolunda</title>
      <link>/blog/babakus-tanrinin-ulkesinde/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-tanrinin-ulkesinde/</guid>
      <description>Abhazya’da zamanın ruhu: Herşey değişir, ve herşey aynı kalır…&#xA;Tanrı&amp;rsquo;nın ülkesinde Tam yirmi yıl sonra Ritsa’nın balkonundan baktım “Tanrı’nın ülkesi”ne. Zamanın durduğu andı ve herşey yolundaydı… Şafak vakti, dostlarımın kanadında geldim buraya. Gözlerimi kapatıp çıktım balkona, derin bir nefes alıp denizin ve havanın serin kokusunu çektim içime. Anılar peş peşe filizlenince, bitmesini istemediğim bir rüyadaymışçasına uzattım o anı. Sonra, tanıdık bir sese uyanır gibi yavaşça açtım gözlerimi. Karadeniz’in sisli uzaklığına baktım.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Ayaayra</title>
      <link>/blog/babakus-ayaayra/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-ayaayra/</guid>
      <description>Sohum’un ortasında bir park, parkın ortasında bir anıt, anıtın üstünde yüzlerce ad…. Her yıl, 27 Eylül sabahının alacasında üç insan, bir gün önce gelip yerleştikleri Ritsa Oteli’nden çıkıp usulca bu parka yürür. Sabahın esintisi ve kuşların güne merhaba diyen cıvıltısı eşlik eder onlara. Ellerinde karanfil, keman-viola-flüt, yüzlerinde hüzün-özlem-sevgi… Özenle saf tutarlar anıtın başında. Sessiz bir saygı duruşuyla başlar seremoni. Karanfiller bırakılır kaidenin üzerine. Zaman durur bir an, rüzgar susar, kuşlar kanat çırpmaz olur.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Şehitlerimiz</title>
      <link>/blog/babakus-sehitlerimiz/</link>
      <pubDate>Thu, 08 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-sehitlerimiz/</guid>
      <description>Abhazya’nın özgürlük savaşında diyasporadan ilk şehidimiz Efkan’dır. O’nunla hiç tanışmadım; yüzünü fotoğraflardan, öyküsünü anlatılanlardan bilirim… Belki, savaşın başladığı 14 Ağustos’un (1992) hemen ardından Sakarya’da dernek merkezinde yaptığımız telaşlı toplantıda görmüşümdür; belki kalabalığın ön saflarında acil eylem öneren heyecanlı gençlerin arasındaydı ya da arka sıralarda sessizce oturmuş, kendi kendine savaşa katılmak üzere Abhazya’ya nasıl gidebileceğini düşünüyordu. Adını ilk kez, Abhazya’ya giden ilk gönüllüler arasında gördüm. 10 Ekim’de (1992), Gagra’nın kurtarılışından hemen sonra, Dünya Abhaz-Abazin Kongresi kuruluş toplantısı için kalabalık bir heyetle Abhazya’ya gittiğimizde ya da sonraki gidiş gelişlerimizde Efkan’la tanışıp iki laf etmek nasip olmamıştı.</description>
    </item>
    <item>
      <title>Umut</title>
      <link>/blog/babakus-umut/</link>
      <pubDate>Sat, 11 Jun 2011 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-umut/</guid>
      <description>12 Haziran’da Türkiye kendine yakışan bir şekilde sandıklandı. Sürpriz yok, genel görüntü değişmedi. Memleket, milliyetçi-mukaddesatçı ideolojinin dominasyonunda yoluna devam edecek. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle tahkim edilen sağın 30 yıldır süren yüzde 70’lik hegamonyasının neredeyse ‘makus talih’e dönüştüğünü söyleyebiliriz. AKP, MHP ve diğer milliyetçi-muhafazakar parti ve grupların oylarına bir de CHP’ye yuvalandırılanları eklersek, üzerimizde nasıl bir sağ ağırlık olduğunu daha iyi kavrarız. Yine de, benim gibi nefes almakta zorlanan azınlıktakileri umutlandırabilecek pekçok olumlu gelişme de oldu…</description>
    </item>
    <item>
      <title>Gülüşüm, Bakışım, Umudum Size</title>
      <link>/blog/babakus-gulusum/</link>
      <pubDate>Wed, 15 Jun 2005 00:00:00 +0000</pubDate>
      <guid>/blog/babakus-gulusum/</guid>
      <description>Mümtaz Demiröz (Aşamba), bize, kahraman olmayan kahramanlığını, milliyetçi olmayan milliyetçiliğini, sıcak gülüşünü, muzip bakışını ve tükenmek bilmeyen umudunu bırakıp veda etti.&#xA;Göçmen kuşlar gibiyiz.&#xA;Bazen küçük bir köy evinden kanatlanır yüreğimiz. Biliriz kimimizi, kimliğimizi. Yine de bocalar dilimiz, kültürümüz.&#xA;Eğitim deriz, iş-güç deriz. Umudumuzu yüklenir düşeriz kent yoluna. Bulunduğumuz ülkede yaşam bıçak sırtındadır. Ya sağa düşmek vardır, ya sola. Kendimizce bir seçim yapar, yürütürüz.&#xA;Sevdalanırız bazen. Sevincimiz çoğalır. Ve direncimiz&amp;hellip;</description>
    </item>
  </channel>
</rss>
